Mehmet GÜREL
Köşe Yazarı
Mehmet GÜREL
 

Kişisel ÇED raporu...

Ara sıra duyduğumuz bir terimdir ÇED Raporu. Mesela; Karadeniz'de yapılan HES (Hidro Elektrik Santralleri - suyun hareketini kullanarak elektrik üretme yöntemi) için mutlaka ÇED Raporunun düzenlenmesi gereklidir. Sulama, dere canlıları, tarım için bu çok önemlidir çünkü.   Televizyon bültenlerinde izleriz “ÇED Raporuna göre yapılamayan filanca yatırımımız...” gibi haberleri...    Hemen düşman oluveririz, “Niye engel oluyor bu raporlar. Yoksa Fetöcü mü bunlar...” diye akıllarınızdan geçiverirsiniz değil mi..?   Ya da; deniz kenarında yapılacak tüm tesisler için de bu raporun hazırlanması çok önemlidir. Rapora göre oraya bu tesis yapılamaz veya daha küçük bir tesis yapılabilir denildiğinde; tekrar düşman karşımızda...   Aslında, İmar Planı hazırlanmamış tüm alanlarda yapılacak yatırımlar için bu raporun düzenlenmesi şarttır.    Peki nedir bu rapor? Niye önemlidir?  ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) adı üstünde;    - Yapılacak olan yatırımın çevreye vereceği etkiyi (doğaya, insanlara, hayvanlara vereceği yararı ve zararı),  - Bu etkinin çevreye ve bizlere olumlu sonuçlar doğurmasının yollarını,  - Yapılması veya yapılmaması gerekenleri araştıran, konu hakkında bilgili akademisyenlerin (hocaların) veya pratisyenlerin (üstatların) hazırladığı bilimsel bir rapordur.    Öncelikle teknik bir araştırma olduğundan aslında sadece tespit içerir. Ve bu tespitler hepimiz için bağlayıcıdır.    Tabi bu raporların hazırlanma aşamasında çok ciddi araştırmalar, testler, laboratuvar çalışmaları ve deneylerin yapılması, bu çalışmaların da uzmanlar tarafından yorumlanarak gelecekte oluşacak çevre problemlerinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.    Sadece güncel ve kişisel ekonomik sebeplerle, gerekli araştırmaları yapmadan bir yatırıma başlamanın, ileride çevrede oluşturacağı şartlar nedeniyle, hiç de ekonomik olmadığını, rant yaratmadığını, hatta bizlere sadece ekonomik açıdan değil sosyal ve kamusal alanda da büyük zararlara sebep olduğunu bir süre sonra fark ederiz.    Yani bu raporla, yapılacak olan yatırımların ekonomik boyutlarını da araştıracak şekilde hazırlanır. Aslında yatırımcıların hiç beğenmediği bu raporlar gerçekte onları da korumaktadır, yön vermektedir.   Raporlara göre karar vermeleri kendi çıkarlarına olacaktır. Tabi tüm çevre de bundan olumlu etkilenecektir.    İşte böyle; bir yatırımın çevre için, yatırımcıları için, dünya için uygun olup olmadığını araştıran, kimilerinin işine gelmeyen ÇED raporları çok önemlidir. Hepimiz için hatta gelecek kuşaklar için...   ...........   Sonra düşündüm, peki bunu bir yatırım için, bir baraj, bir köprü, bir hava limanı, v.b. için yapabiliyorsak bir insan için de yapamaz mıyız...?   Bir insanın eğitimi ile, bilinç düzeyi ile, fiziki yapısı ile ileride çevreye, topluma yapacağı etkiyi değerlendirebilir miyiz..?   Yani bir insan için ÇED raporu hazırlana bilir mi..? Bu rapora göre eksikleri giderilip, tamamlayıcı bilgiler, eğitimler verilerek çevreye, dünyaya ve topluma faydalı bireyler haline gelebilir mi..?   Belli yaşlarda bu raporlarla belirtilen eğitimlerin alınmasını toplumları ve dünyayı nasıl etkileyeceğini bir düşünün.    Mesela, o yürek burkan kadın cinayetlerini işleyen, şiddet eğilimli, mutlaka başka bir cinsel sıkıntısı olduğundan karşı cinse el kaldıran, hasta kişiler için yapıldığını düşünsenize. Sokağa çıkmak için -hani seyahate çıkarken aldığımız sağlıklı olduğumuzu, Covid19' a yakalanmadığımızı kanıtlayan HES (Hayat Eve sığar) Raporu gibi- ÇED raporumuzu alma zorunluluğumuz olsa...   Buraya kadar yazdıklarım bilim kurgu filmi gibi geldi değil mi?    Ama değil...!   Aslında Ülkelerin kendi Milli Eğitim Programlarında nesilleri için hazırladıkları eğitim sistemine (müfredatlarına) bir de bu gözle bakalım.    Henüz var olmayan bir yatırımı (yeni nesilleri) gelecekte nasıl olmasını istiyorsanız ona göre şekillendirebilirsiniz. Size kazandıracağı ekonomik, sosyolojik veya kamusal değerler açısından yönlendirebilirsiniz. Gelecekte de planladıklarınız sizin olur.    Buraya kadar güzel.   Peki bizim toplumumuzda eğitime bakışımız nasıl..? Bunu ne olur biraz gerçekçi düşünelim.    Devletin yani eğitimi programlayan kurumun konuya bakış açısının en önemli noktasını işsiz sayısının azaltılması (öğrenci olarak görülenler işsiz sayılmazlar) olduğunu görebiliyoruz. Öğrenci sayısını artırmak için, açılan yetersiz üniversiteler ve mevcut yüksek okulların kontenjanlarını artırmak gibi belli süreler için sizi idare edecek çözümler bulabilirsiniz. Bu tip çözümler en fazla 10 sene için sizi idare eder. Sonra da misli ile vurur.    Tam vuracağı dönemde (tesadüf?) oluşan kalkışma, devamında tam anlaşılacağı dönemde de Pandemi sonucu geciktirmiştir. Geciktirmiş ancak etkisini bence katlamıştır...   Gazetelerde okuduğumuz kadın cinayetleri, edepsiz insanların Atamız hakkında ettikleri seviyesiz laflar, aslını unutturan şekilci ibadetler eğitim sistemimizin bir kanıtıdır.    İstediğiniz kadar güçlüyüz deyin, bir toplum en zayıf halkası kadar güçlüdür…   Şu anda Corona fırsatında Uzaktan Eğitim ile sınıftaki öğrenci sayısı, hoca kalitesi gibi problemler de aşılmış durumda...   Bu sığ bakışla, nasıl bir gelecek planlandığını (ya da planlanamadığını) görmek mümkün...   Planlanan, körü körüne inanan, sorgulamayan, kolay yönetilecek kuşaklar oluşturmak olabilir mi..?   Belki eğitimin önemini anlayan 1930'larda başlattığı hamlelerle ülkenin uyanışını hayal eden Hasan Ali Yücel gibi Öğretmen Bakanı ve O'na bu ortamı, bazen çatıştığı halde fikirlerine güvendiğinden hazırlayan, kurucumuz Ata'mızın fikirlerini daha çok incelemek, öğrenmek, öğretmek gerekmez mi...?   İşte kişiye özel ÇED raporlarına göre reçeteleri hazırlayıp uygulayarak çok daha güçlü, örnek medeniyet oluşturarak, dünya ile kavgalı değil barışık nesillerle mümkün mü..?   Tabi en önce tüm liderler için şu ÇED raporunu hazırlamak gerekli. Sonuca göre bazılarını arıtma sistemine gönderip, diğerlerine hızlandırılmış eğitim programlarının yüklenmesi gerecektir diye düşünüyorum...   Sanırım eğitim programlarımızın toplumsal ve siyasal değil de kişiye (çocuklara) özel hazırlanması konusu, gelecek eğitim tartışmalarımızı oluşturacak.    Bunu özellikle umarım...   Eğitim şart...

Kişisel ÇED raporu...

Ara sıra duyduğumuz bir terimdir ÇED Raporu. Mesela; Karadeniz'de yapılan HES (Hidro Elektrik Santralleri - suyun hareketini kullanarak elektrik üretme yöntemi) için mutlaka ÇED Raporunun düzenlenmesi gereklidir. Sulama, dere canlıları, tarım için bu çok önemlidir çünkü.
 
Televizyon bültenlerinde izleriz “ÇED Raporuna göre yapılamayan filanca yatırımımız...” gibi haberleri... 
 
Hemen düşman oluveririz, “Niye engel oluyor bu raporlar. Yoksa Fetöcü mü bunlar...” diye akıllarınızdan geçiverirsiniz değil mi..?
 
Ya da; deniz kenarında yapılacak tüm tesisler için de bu raporun hazırlanması çok önemlidir. Rapora göre oraya bu tesis yapılamaz veya daha küçük bir tesis yapılabilir denildiğinde; tekrar düşman karşımızda...
 
Aslında, İmar Planı hazırlanmamış tüm alanlarda yapılacak yatırımlar için bu raporun düzenlenmesi şarttır. 
 
Peki nedir bu rapor? Niye önemlidir? 
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) adı üstünde; 
 
- Yapılacak olan yatırımın çevreye vereceği etkiyi (doğaya, insanlara, hayvanlara vereceği yararı ve zararı), 
- Bu etkinin çevreye ve bizlere olumlu sonuçlar doğurmasının yollarını, 
- Yapılması veya yapılmaması gerekenleri araştıran, konu hakkında bilgili akademisyenlerin (hocaların) veya pratisyenlerin (üstatların) hazırladığı bilimsel bir rapordur. 
 
Öncelikle teknik bir araştırma olduğundan aslında sadece tespit içerir. Ve bu tespitler hepimiz için bağlayıcıdır. 
 
Tabi bu raporların hazırlanma aşamasında çok ciddi araştırmalar, testler, laboratuvar çalışmaları ve deneylerin yapılması, bu çalışmaların da uzmanlar tarafından yorumlanarak gelecekte oluşacak çevre problemlerinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. 
 
Sadece güncel ve kişisel ekonomik sebeplerle, gerekli araştırmaları yapmadan bir yatırıma başlamanın, ileride çevrede oluşturacağı şartlar nedeniyle, hiç de ekonomik olmadığını, rant yaratmadığını, hatta bizlere sadece ekonomik açıdan değil sosyal ve kamusal alanda da büyük zararlara sebep olduğunu bir süre sonra fark ederiz. 
 
Yani bu raporla, yapılacak olan yatırımların ekonomik boyutlarını da araştıracak şekilde hazırlanır. Aslında yatırımcıların hiç beğenmediği bu raporlar gerçekte onları da korumaktadır, yön vermektedir.
 
Raporlara göre karar vermeleri kendi çıkarlarına olacaktır. Tabi tüm çevre de bundan olumlu etkilenecektir. 
 
İşte böyle; bir yatırımın çevre için, yatırımcıları için, dünya için uygun olup olmadığını araştıran, kimilerinin işine gelmeyen ÇED raporları çok önemlidir. Hepimiz için hatta gelecek kuşaklar için...
 
...........
 
Sonra düşündüm, peki bunu bir yatırım için, bir baraj, bir köprü, bir hava limanı, v.b. için yapabiliyorsak bir insan için de yapamaz mıyız...?
 
Bir insanın eğitimi ile, bilinç düzeyi ile, fiziki yapısı ile ileride çevreye, topluma yapacağı etkiyi değerlendirebilir miyiz..?
 
Yani bir insan için ÇED raporu hazırlana bilir mi..? Bu rapora göre eksikleri giderilip, tamamlayıcı bilgiler, eğitimler verilerek çevreye, dünyaya ve topluma faydalı bireyler haline gelebilir mi..?
 
Belli yaşlarda bu raporlarla belirtilen eğitimlerin alınmasını toplumları ve dünyayı nasıl etkileyeceğini bir düşünün. 
 
Mesela, o yürek burkan kadın cinayetlerini işleyen, şiddet eğilimli, mutlaka başka bir cinsel sıkıntısı olduğundan karşı cinse el kaldıran, hasta kişiler için yapıldığını düşünsenize. Sokağa çıkmak için -hani seyahate çıkarken aldığımız sağlıklı olduğumuzu, Covid19' a yakalanmadığımızı kanıtlayan HES (Hayat Eve sığar) Raporu gibi- ÇED raporumuzu alma zorunluluğumuz olsa...
 
Buraya kadar yazdıklarım bilim kurgu filmi gibi geldi değil mi? 
 
Ama değil...!
 
Aslında Ülkelerin kendi Milli Eğitim Programlarında nesilleri için hazırladıkları eğitim sistemine (müfredatlarına) bir de bu gözle bakalım. 
 
Henüz var olmayan bir yatırımı (yeni nesilleri) gelecekte nasıl olmasını istiyorsanız ona göre şekillendirebilirsiniz. Size kazandıracağı ekonomik, sosyolojik veya kamusal değerler açısından yönlendirebilirsiniz. Gelecekte de planladıklarınız sizin olur. 
 
Buraya kadar güzel.
 
Peki bizim toplumumuzda eğitime bakışımız nasıl..? Bunu ne olur biraz gerçekçi düşünelim. 
 
Devletin yani eğitimi programlayan kurumun konuya bakış açısının en önemli noktasını işsiz sayısının azaltılması (öğrenci olarak görülenler işsiz sayılmazlar) olduğunu görebiliyoruz. Öğrenci sayısını artırmak için, açılan yetersiz üniversiteler ve mevcut yüksek okulların kontenjanlarını artırmak gibi belli süreler için sizi idare edecek çözümler bulabilirsiniz. Bu tip çözümler en fazla 10 sene için sizi idare eder. Sonra da misli ile vurur. 
 
Tam vuracağı dönemde (tesadüf?) oluşan kalkışma, devamında tam anlaşılacağı dönemde de Pandemi sonucu geciktirmiştir. Geciktirmiş ancak etkisini bence katlamıştır...
 
Gazetelerde okuduğumuz kadın cinayetleri, edepsiz insanların Atamız hakkında ettikleri seviyesiz laflar, aslını unutturan şekilci ibadetler eğitim sistemimizin bir kanıtıdır. 
 
İstediğiniz kadar güçlüyüz deyin, bir toplum en zayıf halkası kadar güçlüdür…
 
Şu anda Corona fırsatında Uzaktan Eğitim ile sınıftaki öğrenci sayısı, hoca kalitesi gibi problemler de aşılmış durumda...
 
Bu sığ bakışla, nasıl bir gelecek planlandığını (ya da planlanamadığını) görmek mümkün...
 
Planlanan, körü körüne inanan, sorgulamayan, kolay yönetilecek kuşaklar oluşturmak olabilir mi..?
 
Belki eğitimin önemini anlayan 1930'larda başlattığı hamlelerle ülkenin uyanışını hayal eden Hasan Ali Yücel gibi Öğretmen Bakanı ve O'na bu ortamı, bazen çatıştığı halde fikirlerine güvendiğinden hazırlayan, kurucumuz Ata'mızın fikirlerini daha çok incelemek, öğrenmek, öğretmek gerekmez mi...?
 
İşte kişiye özel ÇED raporlarına göre reçeteleri hazırlayıp uygulayarak çok daha güçlü, örnek medeniyet oluşturarak, dünya ile kavgalı değil barışık nesillerle mümkün mü..?
 
Tabi en önce tüm liderler için şu ÇED raporunu hazırlamak gerekli. Sonuca göre bazılarını arıtma sistemine gönderip, diğerlerine hızlandırılmış eğitim programlarının yüklenmesi gerecektir diye düşünüyorum...
 
Sanırım eğitim programlarımızın toplumsal ve siyasal değil de kişiye (çocuklara) özel hazırlanması konusu, gelecek eğitim tartışmalarımızı oluşturacak. 
 
Bunu özellikle umarım...
 
Eğitim şart...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve telgrafgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.