Zeynep DÖNMEZ
Köşe Yazarı
Zeynep DÖNMEZ
 

Gençlerin önünden çekilin

Görmezden gelmeyin. Bu ülkenin okuyamayan gençleri de var, Okuduktan sonra kıymeti bilinmeyenleri de, Yeteneğine göre değerlendirilmeyip mutsuz olan gençlerde var, işsiz gençleri de... Hatta “Okudukta ne oldu” diyenleri de.   Eğitim; bir çok bina, binlerce okul, dört duvara ve geniş bir avluya sığdırılmış bir sistem değildir. Olmamalıdır. Eğitimin kalitesi, niteliğinden geçer. Eğitim dediğin; gençleri ilgi ve alanı dışı sınavlara, başarı beklentisine, rekabete tâbi tutmamalıdır.   Gençlerin hevesleri kalmıyor ya da emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Hal böyleyken yoruyoruz çocukları. Sürekli önlerine çıkarttığımız bir sınav, sürekli her alanda bir başarı beklentisi, hep rekabet, hep bi yarış...   Biz geçmedik mi? Bizde geçtik, onların geçtiği engebeli yollardan. Bizde çok yorulmuştuk. Kimimiz hiç yürüyemedi o yolu. Kimimiz “hayalim bu değil” dedi geri döndü yolundan, kimimiz yolu yarıladı bıraktı. Tabi bu bazı durumlarda ailenin ekonomik hayatıyla da endeksliydi. Kimimiz ise hedeflerine giden yolda karşılarına çıkartılan sistemle mücadele edip zorda olsa tamamlayabildi.   Ama şöyle bi baktığınızda mutlu olup sevdiği mesleği beklediği şartlarda yapan az. Var olan şartlarla geçim kaygısıyla mecburi yapanlar çok. Tamamen yeteneklerine yoğunlaşıp sergileyebilenler de az. Çünkü bunu yaparken temel eğitim haricinde alanı ve ilgisi dışında mecburi eğitimlerini almak durumundalar aynı zamanda.   Okuduktan sonra mesleğinin değerinin bilinmediğini düşünenler de var mesela. Ekonomik açıdan hak ettiğini bulamayanlar da. Statü olarak emeğinin karşılığını alamadığını düşünenler de var. Tüm bunların sonucunda hepinizin bildiği gibi beyin göçü yaşıyoruz. Bakın araştırdığınızda beyin göçü de, ülkemizde azımsanmayacak kadar büyük bir tehlikedir.   Mesela kendimden örnek vereyim, sayısal sevmem. Ama alanım sayısal. O şartların mecburiyeti diyebilirsiniz. Sayısala ilgim ne kadar azsa, sözele; tarihe, edebiyata, coğrafyaya, kısmen biyoloji dersine ve genel kültüre ilgim bi hayli fazlaydı. Matematiğe, geometriye, fiziğe hiç ilgim olmadığı gibi dikkatimi de çekmedi ya da ilgilendirecek bir öğreticiye denk gelmedim. Bilemiyorum. Bu konuya da değinirsek her insan öğretmen olmamalı, herkese öğretmen denilmemeli. Öğretmen dediğin verdiği eğitimi iş olarak değil, özveriyle insan yetiştirmek olarak görmeli ki çocuğun ve ülkenin geleceği ile oynamasın.   Neyse bu konu ayrı tartışılmalı, devam edeyim. Sayısal dersler vaktimi çalmaktan hatta ve hatta geleceğimle oynamaktan başka bi işe yaramadı. Tüm bunların yerine ilgim olan alanlara yoğunlaşabilir, ülkeme şu an daha iyi hizmet sunabilirdim. İzin verseydiniz. Ya da ne istediğimi sorsaydınız, dinlemesini, anlamasını bilseydiniz ya da imkan sunsaydınız.   Biz bunları dün yaşadık. Örneklerim çoktur. Bugün onlar yaşamamalı, gençlerin zamanlarından, geleceğinden, hayallerinden artık çalınmamalı. Hepinize diyorum. Gençlerin ailelerine de, eğitimcilere de, sistemi organize edenlerimize de... Bu sorumluluk birimizin değil, hepimizin nihayetinde.   Diyeceğim şu ki; Sistemi gençlere ama dolaylı ama direkt yoldan dikte etmeyin. Bir çocuk deyip geçmeyin. Bir çocuk bir ülkenin dününü gösterir, bugününü yaşatır, yarınını işaret eder.   Peyami Safa der ki; Bir milleti yok etmek isterseniz, askeri istilaya lüzum yoktur. Tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısla manevi değerlerini, ahlakını yozlaştırmak kafidir.   Devamında da denebilir ki; bir ulusu yıkmak için atom bombasına veya uzun menzilli füzeye gerek yoktur. Eğitimin kalitesini düşürmek yeterlidir...   Bu ikisini yapmadığınız müddetçe bu ülkenin aydınlığını sağlayacak gençler, doğduklarında bulunduğunuz temenniler gibi; şüphesiz vatana ve millete iyi bir evlat olacaklardır.   Gençlere onları bireysel motive etmek için hep dediğim şudur; Başarabilirsin. Ama; kendi önünden çekil. Size de diyorum ki; Başarabilirler. Yeter ki gençlerin önünden çekilin. Zeynep Dönmez

Gençlerin önünden çekilin

Görmezden gelmeyin.
Bu ülkenin okuyamayan gençleri de var,
Okuduktan sonra kıymeti bilinmeyenleri de,
Yeteneğine göre değerlendirilmeyip mutsuz olan gençlerde var, işsiz gençleri de...
Hatta “Okudukta ne oldu” diyenleri de.

 

Eğitim; bir çok bina, binlerce okul, dört duvara ve geniş bir avluya sığdırılmış bir sistem değildir. Olmamalıdır.
Eğitimin kalitesi, niteliğinden geçer.
Eğitim dediğin; gençleri ilgi ve alanı dışı sınavlara, başarı beklentisine, rekabete tâbi tutmamalıdır.

 

Gençlerin hevesleri kalmıyor ya da emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Hal böyleyken yoruyoruz çocukları.
Sürekli önlerine çıkarttığımız bir sınav, sürekli her alanda bir başarı beklentisi, hep rekabet, hep bi yarış...

 

Biz geçmedik mi?
Bizde geçtik, onların geçtiği engebeli yollardan. Bizde çok yorulmuştuk.
Kimimiz hiç yürüyemedi o yolu. Kimimiz “hayalim bu değil” dedi geri döndü yolundan, kimimiz yolu yarıladı bıraktı. Tabi bu bazı durumlarda ailenin ekonomik hayatıyla da endeksliydi.
Kimimiz ise hedeflerine giden yolda karşılarına çıkartılan sistemle mücadele edip zorda olsa tamamlayabildi.

 

Ama şöyle bi baktığınızda mutlu olup sevdiği mesleği beklediği şartlarda yapan az.
Var olan şartlarla geçim kaygısıyla mecburi yapanlar çok.
Tamamen yeteneklerine yoğunlaşıp sergileyebilenler de az. Çünkü bunu yaparken temel eğitim haricinde alanı ve ilgisi dışında mecburi eğitimlerini almak durumundalar aynı zamanda.

 

Okuduktan sonra mesleğinin değerinin bilinmediğini düşünenler de var mesela. Ekonomik açıdan hak ettiğini bulamayanlar da. Statü olarak emeğinin karşılığını alamadığını düşünenler de var. Tüm bunların sonucunda hepinizin bildiği gibi beyin göçü yaşıyoruz. Bakın araştırdığınızda beyin göçü de, ülkemizde azımsanmayacak kadar büyük bir tehlikedir.

 

Mesela kendimden örnek vereyim, sayısal sevmem. Ama alanım sayısal. O şartların mecburiyeti diyebilirsiniz. Sayısala ilgim ne kadar azsa, sözele; tarihe, edebiyata, coğrafyaya, kısmen biyoloji dersine ve genel kültüre ilgim bi hayli fazlaydı. Matematiğe, geometriye, fiziğe hiç ilgim olmadığı gibi dikkatimi de çekmedi ya da ilgilendirecek bir öğreticiye denk gelmedim. Bilemiyorum. Bu konuya da değinirsek her insan öğretmen olmamalı, herkese öğretmen denilmemeli. Öğretmen dediğin verdiği eğitimi iş olarak değil, özveriyle insan yetiştirmek olarak görmeli ki çocuğun ve ülkenin geleceği ile oynamasın.

 

Neyse bu konu ayrı tartışılmalı, devam edeyim. Sayısal dersler vaktimi çalmaktan hatta ve hatta geleceğimle oynamaktan başka bi işe yaramadı. Tüm bunların yerine ilgim olan alanlara yoğunlaşabilir, ülkeme şu an daha iyi hizmet sunabilirdim. İzin verseydiniz. Ya da ne istediğimi sorsaydınız, dinlemesini, anlamasını bilseydiniz ya da imkan sunsaydınız.

 

Biz bunları dün yaşadık. Örneklerim çoktur. Bugün onlar yaşamamalı, gençlerin zamanlarından, geleceğinden, hayallerinden artık çalınmamalı. Hepinize diyorum. Gençlerin ailelerine de, eğitimcilere de, sistemi organize edenlerimize de... Bu sorumluluk birimizin değil, hepimizin nihayetinde.

 

Diyeceğim şu ki;
Sistemi gençlere ama dolaylı ama direkt yoldan dikte etmeyin.
Bir çocuk deyip geçmeyin.
Bir çocuk bir ülkenin dününü gösterir, bugününü yaşatır, yarınını işaret eder.

 

Peyami Safa der ki; Bir milleti yok etmek isterseniz, askeri istilaya lüzum yoktur. Tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısla manevi değerlerini, ahlakını yozlaştırmak kafidir.

 

Devamında da denebilir ki; bir ulusu yıkmak için atom bombasına veya uzun menzilli füzeye gerek yoktur. Eğitimin kalitesini düşürmek yeterlidir...

 

Bu ikisini yapmadığınız müddetçe bu ülkenin aydınlığını sağlayacak gençler, doğduklarında bulunduğunuz temenniler gibi; şüphesiz vatana ve millete iyi bir evlat olacaklardır.

 

Gençlere onları bireysel motive etmek için hep dediğim şudur; Başarabilirsin. Ama; kendi önünden çekil. Size de diyorum ki; Başarabilirler. Yeter ki gençlerin önünden çekilin.
Zeynep Dönmez

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve telgrafgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.