(Telgraf Gazetesi) - Haberler |

Nakil bekleyen hastaların yaşama tutunmasının tek umudu organ bağışı

 

Nakil bekleyen hastaların yaşama tutunmasının tek umudu organ bağışı

Nakil bekleyen hastaların yaşama tutunmasının tek umudu organ bağışı
İSTANBUL (AA) - Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Şinasi Sevmiş, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Türkiye'de 30-35 bin civarında organ nakli bekleyen hasta olduğunu kaydetti.Kovid-19 pandemisiyle dünyada ve Türkiye'de bütün alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da sıkıntılar meydana geldiğine değinen Sevmiş, şu bilgileri verdi:"Daha önceleri çok gelişmiş ülkelerde milyon nüfus başına 100'lere varan kadavradan organ bağışı 20'lere kadar düştü. Ülkemizde yapılan birçok çalışmayla milyon başına 7-8 civarına çıkarılan organ bağış neredeyse 1-2'ye düştü. Bunun yansıması şöyle; 2017, 2018'de yaklaşık 600-700 civarında kullandığımız organ bağışı olurken, pandemiyle çok hızlı şekilde düştü ve 100'lü sayılara kadar indi. Önceki yıllarla kıyasladığımızda Türkiye'de pandemi sürecinde kadavradan organ bağışında yüzde 80'e yakın bir azalma söz konusu."Sevmiş, bu süreçte canlı nakil sayısının öne çıktığını ancak bunun oranında da ciddi azalma olduğunu dile getirerek, "Türkiye genelinde pandemi öncesi yıllarla kıyasladığımızda canlı donörden yapılan nakil oranında yüzde 30-40 civarında düşme mevcut." dedi.Kovid-19'un mevcut hastalıkların üstüne yeni bir hastalık olarak geldiğini belirten Sevmiş, şunları anlattı:"Pandemi bütün dünyayı derinden sarstı, ama hastalıkların oranını düşürmedi. İnsanlar yine böbrek, karaciğer hastası oldu; Kovid-19'un en fazla etkilediği organ olması nedeniyle daha çok akciğer hastası oldu. Bunun bekleme listelerine sayıyı artırdığı yönünde yansımasını beklerken, maalesef hastaların bir kısmı Kovid-19 nedeniyle kaybedildi ve genel yansıması bekleme listelerinde bir azalma yönünde oldu çünkü bekleyen hastaları kaybettik. Diyalize giren hastalardaki ölüm oranı neredeyse yüzde 40'a yaklaştı. Hastalar sadece böbrek hastalığından, sadece kalp hastalığından, sadece karaciğer hastalığından değil, Kovid-19'dan da kaybedildi. Diyalize giren hastalarla kıyasladığımızda nakil yapılan hastalarda ölüm oranı çok çok daha düşük. Aslında diyalizde kaybettiğimiz hastaların yaklaşık yüzde 50'si, eğer nakiller yapılabilseydi, hastalar nakil olma şansına sahip olabilseydi belki kurtulabilirdi."Sevmiş, Kovid-19'un kendi başına ölüm riski çok yüksek olan bir hastalık olduğunu, kronik organ hastalarında ölüm riskinin daha da yükseldiğini hatırlatarak, "Özellikle böbrek hastalarını düşünecek olursak, haftanın 3 günü değişik vasıtalarla diyaliz merkezlerine, kalabalık ortamlara giriyor, kalabalık ortamlarda seyahat ediyor. Yaşama tutunmak için diyalize girmek zorundalardı başka şansları yoktu ve maalesef bu, onların daha yüksek oranda Kovid-19'a yakalanmalarına sebep oldu ve daha yüksek oranda hasta kaybettik." diye konuştu."Önce aşılarını yapıyoruz ardından nakil yapıyoruz"Prof. Dr. Şinasi Sevmiş, aşılanmanın önemine işaret ederek, "Aşılama başladığında ilk aşılanan gruplar, risk grubu oldukları için kronik organ hastalarıydı. O tarihten bu yana böbrek, karaciğer hastaları ve onkolojik hastalara aşı yapılıyor. Görüyoruz ki aşılı hastalar, böbrek hastası da olsa karaciğer hastası da olsa akciğer hastası da olsa Kovid-19'a yakalandıkları zaman daha hafif atlatıyor ve ölüm oranları daha düşük. Pandeminin ortadan kalkması için bütün çalışmalar yapılıyor ve bu çalışmaların en önemlisi aşı. Nakil yaptığımız hastalara aşı şartı koyuyoruz. Aşı olmayan hastalarımıza nakil yapmıyoruz, önce aşılarını yapıyoruz ardından nakil yapıyoruz." dedi.Sevmiş, şu çağrıyı yaptı:"Hala çok fazla böbrek hastamız, akciğer hastamız, kalp hastamız var ve bunların yaşama tutunabileceği tek yol organ bağışı. Canlıdan nakil şansı olmayan hastalar var. Kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak bekleyen hastalarımızı göz önüne aldığımızda birileri bir yerde yaşamak için aslında bizim organlarımızı bağışlamamızı bekliyor. Organlarımızı bağışlamamamız için de hiçbir engel yok ister pandemi olsun ister Kovid-19 olsun. Pandemi sürecinde gerek organlarını bağışlayanlara gerekse organ nakli olanları yüksek standartlarda koruyoruz. Vatandaşlarımızın Kovid-19'dan korkmamasını ve onlardan organ bağışını 2017, 2018 ve önceki yıllarda olduğu gibi ileriye taşıyacak düzeyde bağış yapmalarını rica ediyoruz.""Herkesi organ bağışına davet ediyorum"Sosyal bilgiler öğretmeni 45 yaşındaki Berna Uran Işık, lupus hastalığı nedeniyle uzun süredir böbrek yetmezliğine sahip olduğunu ancak değerleri çok yükselmediği için daha önce diyalize girmediğini anlattı.Kreatin değerlerinin çok yükselmesi nedeniyle diyalize girmesi gerektiğinin kendisine söylendiğini aktaran Işık, "Diyalize gireceğimi öğrendiğimde çok üzüldüm. 2 aydır haftada 3 gün 4 saat boyunca diyalize giriyorum. Öğretmen olduğum için ders programımı buna göre ayarlamak zorunda kaldım. Sabah okula gidiyorum, öğleden sonra diyalize gidiyorum. Başlangıçta başım çok ağrıyordu. Diyaliz baş ağrısı yapıyor, şekeri düşürüyor. O anda sanki bir şey olacakmış da ölecekmişsiniz gibi hissettiriyor insana." diye konuştu.Işık, böbrek nakli için başvuruda bulunduğunu ve organ bağışı için kadavra listesine gireceğini ifade ederek, "Organ bağışı çok önemli çünkü bir organ bir hayat kurtarır. Herkesi organ bağışına davet ediyorum. Gerçekten çok hasta var ve ihtiyaçları var. Öldüğümüzde organlarımız hiçbir işe yaramıyor, en azından bir insana can, hayat olurlar ve insanların hayatını kurtarmış olur." dedi.
Nakil bekleyen hastaların yaşama tutunmasının tek umudu organ bağışı

İSTANBUL (AA) - Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Şinasi Sevmiş, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Türkiye'de 30-35 bin civarında organ nakli bekleyen hasta olduğunu kaydetti.

Kovid-19 pandemisiyle dünyada ve Türkiye'de bütün alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da sıkıntılar meydana geldiğine değinen Sevmiş, şu bilgileri verdi:

"Daha önceleri çok gelişmiş ülkelerde milyon nüfus başına 100'lere varan kadavradan organ bağışı 20'lere kadar düştü. Ülkemizde yapılan birçok çalışmayla milyon başına 7-8 civarına çıkarılan organ bağış neredeyse 1-2'ye düştü. Bunun yansıması şöyle; 2017, 2018'de yaklaşık 600-700 civarında kullandığımız organ bağışı olurken, pandemiyle çok hızlı şekilde düştü ve 100'lü sayılara kadar indi. Önceki yıllarla kıyasladığımızda Türkiye'de pandemi sürecinde kadavradan organ bağışında yüzde 80'e yakın bir azalma söz konusu."

Sevmiş, bu süreçte canlı nakil sayısının öne çıktığını ancak bunun oranında da ciddi azalma olduğunu dile getirerek, "Türkiye genelinde pandemi öncesi yıllarla kıyasladığımızda canlı donörden yapılan nakil oranında yüzde 30-40 civarında düşme mevcut." dedi.

Kovid-19'un mevcut hastalıkların üstüne yeni bir hastalık olarak geldiğini belirten Sevmiş, şunları anlattı:

"Pandemi bütün dünyayı derinden sarstı, ama hastalıkların oranını düşürmedi. İnsanlar yine böbrek, karaciğer hastası oldu; Kovid-19'un en fazla etkilediği organ olması nedeniyle daha çok akciğer hastası oldu. Bunun bekleme listelerine sayıyı artırdığı yönünde yansımasını beklerken, maalesef hastaların bir kısmı Kovid-19 nedeniyle kaybedildi ve genel yansıması bekleme listelerinde bir azalma yönünde oldu çünkü bekleyen hastaları kaybettik. Diyalize giren hastalardaki ölüm oranı neredeyse yüzde 40'a yaklaştı. Hastalar sadece böbrek hastalığından, sadece kalp hastalığından, sadece karaciğer hastalığından değil, Kovid-19'dan da kaybedildi. Diyalize giren hastalarla kıyasladığımızda nakil yapılan hastalarda ölüm oranı çok çok daha düşük. Aslında diyalizde kaybettiğimiz hastaların yaklaşık yüzde 50'si, eğer nakiller yapılabilseydi, hastalar nakil olma şansına sahip olabilseydi belki kurtulabilirdi."

Sevmiş, Kovid-19'un kendi başına ölüm riski çok yüksek olan bir hastalık olduğunu, kronik organ hastalarında ölüm riskinin daha da yükseldiğini hatırlatarak, "Özellikle böbrek hastalarını düşünecek olursak, haftanın 3 günü değişik vasıtalarla diyaliz merkezlerine, kalabalık ortamlara giriyor, kalabalık ortamlarda seyahat ediyor. Yaşama tutunmak için diyalize girmek zorundalardı başka şansları yoktu ve maalesef bu, onların daha yüksek oranda Kovid-19'a yakalanmalarına sebep oldu ve daha yüksek oranda hasta kaybettik." diye konuştu.

"Önce aşılarını yapıyoruz ardından nakil yapıyoruz"

Prof. Dr. Şinasi Sevmiş, aşılanmanın önemine işaret ederek, "Aşılama başladığında ilk aşılanan gruplar, risk grubu oldukları için kronik organ hastalarıydı. O tarihten bu yana böbrek, karaciğer hastaları ve onkolojik hastalara aşı yapılıyor. Görüyoruz ki aşılı hastalar, böbrek hastası da olsa karaciğer hastası da olsa akciğer hastası da olsa Kovid-19'a yakalandıkları zaman daha hafif atlatıyor ve ölüm oranları daha düşük. Pandeminin ortadan kalkması için bütün çalışmalar yapılıyor ve bu çalışmaların en önemlisi aşı. Nakil yaptığımız hastalara aşı şartı koyuyoruz. Aşı olmayan hastalarımıza nakil yapmıyoruz, önce aşılarını yapıyoruz ardından nakil yapıyoruz." dedi.

Sevmiş, şu çağrıyı yaptı:

"Hala çok fazla böbrek hastamız, akciğer hastamız, kalp hastamız var ve bunların yaşama tutunabileceği tek yol organ bağışı. Canlıdan nakil şansı olmayan hastalar var. Kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak bekleyen hastalarımızı göz önüne aldığımızda birileri bir yerde yaşamak için aslında bizim organlarımızı bağışlamamızı bekliyor. Organlarımızı bağışlamamamız için de hiçbir engel yok ister pandemi olsun ister Kovid-19 olsun. Pandemi sürecinde gerek organlarını bağışlayanlara gerekse organ nakli olanları yüksek standartlarda koruyoruz. Vatandaşlarımızın Kovid-19'dan korkmamasını ve onlardan organ bağışını 2017, 2018 ve önceki yıllarda olduğu gibi ileriye taşıyacak düzeyde bağış yapmalarını rica ediyoruz."

"Herkesi organ bağışına davet ediyorum"

Sosyal bilgiler öğretmeni 45 yaşındaki Berna Uran Işık, lupus hastalığı nedeniyle uzun süredir böbrek yetmezliğine sahip olduğunu ancak değerleri çok yükselmediği için daha önce diyalize girmediğini anlattı.

Kreatin değerlerinin çok yükselmesi nedeniyle diyalize girmesi gerektiğinin kendisine söylendiğini aktaran Işık, "Diyalize gireceğimi öğrendiğimde çok üzüldüm. 2 aydır haftada 3 gün 4 saat boyunca diyalize giriyorum. Öğretmen olduğum için ders programımı buna göre ayarlamak zorunda kaldım. Sabah okula gidiyorum, öğleden sonra diyalize gidiyorum. Başlangıçta başım çok ağrıyordu. Diyaliz baş ağrısı yapıyor, şekeri düşürüyor. O anda sanki bir şey olacakmış da ölecekmişsiniz gibi hissettiriyor insana." diye konuştu.

Işık, böbrek nakli için başvuruda bulunduğunu ve organ bağışı için kadavra listesine gireceğini ifade ederek, "Organ bağışı çok önemli çünkü bir organ bir hayat kurtarır. Herkesi organ bağışına davet ediyorum. Gerçekten çok hasta var ve ihtiyaçları var. Öldüğümüzde organlarımız hiçbir işe yaramıyor, en azından bir insana can, hayat olurlar ve insanların hayatını kurtarmış olur." dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve telgrafgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.